Toplumsallaşma sürecinin ilk dönemlerinden itibaren toplumsal cinsiyet ve cinsellikle ilgili ideal kodlar içinde yer alan fiziksel cazibe ve güzellik kavramları yetişkinlikte iyice yerleştirilir. Faungold (1990)’a göre fiziksel cazibe kadınlar için erkeklere göre daha önemlidir. Kadınların fiziksel davranışlarını etkileyen bu baskı birçok araştırmaya konu olmuştur (aktaran Hendrics ve ark 1998).

Güzellik kadın için hep ön planda olan bir kavram olmuştur. Pocteau (2005)’a göre güzellik küçüklüğünden itibaren ya kadına atfedilecek ya da ondan esirgenecektir. Friedman da kadınların değerli olmaları için güzel olmaları da gerektiğinin sürekli yinelendiğini söyler. İçinde yaşanılan kültür çoğu kadın için ulaşılamaz olmakla kalmayıp aynı zamanda sağlıksız olan güzellik standartlarını ortaya koymaktadır: Kadın güzellikle ilgili hayatı boyunca “Çirkinsin, şişmansın, göğüslerin çok küçük (ya da büyük), kalçan çok geniş, bacakların çok ince, gözlerin çok küçük, saçların fare tüyü gibi, burnunda çıkıntı var, çok incesin, yüzünde tüyler var, saçın çok kıvırcık, belin çok kalın, gözlük takıyorsun, yüzün sivilcelerle dolu…” (aktaran Stanford ve Donovan 1999: 401) gibi nitelemelere maruz kalır. Bu tür nitelemeler bizi, bedenimizle ilgili düşünmeye iter; onu bir sorun olarak algılamamıza sebep olur.

Reventos (1998)’a göre kadınların kendi görünüşlerine verdikleri önem eskiye göre daha da artmıştır. Bu artışla birlikte kadın güzelliği de demokratik batılı toplumlarda bir kültür endüstrisi haline gelmiştir. Kitle iletişim araçları da bu endüstri içinde bilgi kaynağı olmanın yanında sosyo-kültürel değişmeleri de yansıtmaktadır.